Kovulmuşların Evi
Alıntı
Yazıhanedeki yüksekçe masanın önünde durdum ve yüzünü henüz uyandıramamış kadından, bana bir bilet vermesini istedim. Tırnaklarındaki ojelerin yarısı silinmiş bakımsız bir el, biletteki koltuk hanesine özensizce yirmi bir rakamını çiziktirdi; bileti masanın üzerine koydu ve yolculuğumun kendisini hiç de ilgilendirmediğini hissettirecek bir soğuklukla, 'iyi yolculuklar' dedi bana. O an, kadının ne yol ne de yolcu hakkında kafa yorduğunu, yalnızca, gelip önünde dikilen insanlara birer numara vermekle meşgul olduğunu düşündüm. Onu, firmanın sahibinin bir zamanlar güreş yaptığını gösteren mayolu fotoğraf, üstünde gıda reklâmı bulunan takvim, insicamsız sandalyeler, tozlanmış katalitik soba ve sahipleri ortada görünmeyen birkaç torbayla baş başa bırakıp çıktım yazıhaneden. Bu şikâyetçi yüz, bu soğuk ses, bu bakımsız tırnaklar, berrak bir yolculuk sabahının kanına girmek için itinayla seçilmişti sanki. Kapıdan çıkarken, 'mutsuz bir ülke burası' dedim kendi kendime; 'sabahları nasıl uyanması gerektiğini bilmeyen bir ülke; tırnaklarından başlayarak çökmüş bir ülke...'
İçeriği en son düzenleyen editör: Azime Güç
Henüz yorum yazılmamış.
Yorum eklemek için
kayıt olunuz.