Gönlümün Şirazesi Bozuldu - Hasan Özkılıç

1 oy, puan:10

Kitaplığıma Ekle
Arkadaşına öner

Gönlümün Şirazesi Bozuldu

Hasan Özkılıç


Yayınevi:Can Yayınları
Sayfa Sayısı:148
Basım Tarihi:2008
Türkiye Basım Tar.:2008
Özgün Dili:Türkçe
Ülkesi:Türkiye
Anahtar Kelimeler:Öykü



Editörün Yorumu

Hasan Özkılıç, öyküye gönül vermiş bir anlatı ustası. Kuş Boranı, Şerul'da Beklemek, Orada Yollarda'dan sonra, Gönlümün Şirazesi Bozuldu kitabıyla öyküde yepyeni bir tarzın öncülüğünü yapıyor. Bu kitabın tüm öyküleri, esin kaynağını çeşitli yörelere özgü uzun havalardan alıyor. Uzun havanın yürekleri ince ince kanatan yanık ezgi ve dizeleri, öykü sanatı içinden süzülüyor ve yepyeni estetik tatlarla buluşuyor. Müzik görselliğe eşlik ediyor; özellikle Doğu Anadolu coğrafyasının sarp ve sert koşullarında her biri imkânsız bir aşka, bir zor sevdaya dönüşen bütün uçurumların, bütün acıların ve gözyaşlarının, yoksulluğun ve kimsesizliğin altı çiziliyor. Anlıyoruz ki aşk, gönlün şirazesinin bozulmasıdır. İmkânsızsa, uzaktansa, anlatılmıyorsa ve gizemliyse; gönlü yaktığı kadar suyu bile yakıp kavuran bir duygudur aşk. İç dengeleri bozuluyor, alıştığı yaşantıların dışına çıkıyor insan, içteki kaos dışa yansıyor, yanık bir ezgiye dönüşüyor; uzun havaların atmosferinde derinleşen duygular, insanı ve coğrafyayı çepeçevre kuşatıyor.
Kitapta on öykü yer alıyor. Öykü başlıklarını da uzun havalardan alınan bir dize ya da söz oluşturuyor; bir uzun hava dilleniyor her öyküde. Epeyden beri duyamadığımız kırsalın otantik sesini, efsane ve masal söylemi içinde, şiir tadıyla duyuyor ve hissediyoruz. Esrarını uzun havalardan alan öyküler, halk şiiri, halk kültürü duraklarına uğrayıp oralardan bir merhaba getiriyorlar. Aras'ın gürül gürül akan sesinin arka planda duyulduğu bu öykülerde, insanımızın gerçek halleri ile var oluşunu, zorlu ve çetin yaşantılarını okumaktayız. İnsansız anlatıların, salt iç dökümlerden oluşan metinlerin yazın dünyasında öne çıktığı genel eğilime aykırı bir duruş sergiliyor bu kitabın öyküleri. İnsanı odağına alan, onu bütün halleriyle kucaklamaya çalışan, aklın ve duygunun sentezini gerçekleştirme kaygısı taşıyan öyküler?
Hasan Özkılıç'ta yol, önemli bir kavramdır. Borges'e göre her anlatıda aşkı, gücü ya da yolu dile getirir yazarlar. Gönlümün Şirazesi Bozuldu'da türkülerin, uzun havaların içinde uzun bir sevda yolculuğuna çıkıyoruz. Sonu boşluğa düşen aşklar? Adım adım kırsal görünümler? Köyler, kasabalar, kentler? Dağlar, nehirler, göller?
İlk öykü Nalbant, yol öyküsü: Doğu'nun sisli gizeminde, yollar, at arabaları, yorgun arabacılar, hanlar ve tırnaklarına çiviler batan yorgun atlar? Anılardan yazınsal güzelliğe dönüşen bir öykü bu. Kitaptaki öykülerin tümünde, yazar, yaşanmışlıklardan, anılardan, gözlemlerden; gerçeklerden besleniyor. Kente gelen bir nalbant, atların çektiği acılara son veriyor özenli bakımıyla. Gözü, gönlü toktur, para da almaz. Anlatıcı, yıllar önce yitirdiği babasının çizgilerini okur onun yüzünde. Bir yetişkin masalına dönüşür her şey; ama masallar gerçeği yansıtmaz çoğu kez. Öykü, sürpriz sonuyla okurda iz bırakmakta. Uzun hava ezgisinden kalan acı tortu, her öykü metninin dokusuna sindirilmiş durumda. Bence kitabın asıl başarısı buradan kaynaklanıyor. Diyarbekir Dolar Şimdi'de anlatılan; bir töre cinayeti kararı, intihar süsü verilen cinayet ve sonrasında erkek kardeşin, bacısının o yalvaran gözlerini her an görmesi? İpte sallanan bacısı mıdır yoksa kendi ruhu mu? Yazar, bu öyküsünde insan psikolojisini, törel baskılar altında ezilen insanımızı anlatırken, ruhun ve pişmanlığın duygulu dilini yakalıyor. Adaleti sağlayacaktır bireysel duyarlılık ve toplumsal vicdan? Bence kara, ağulu bir şiirin öyküsü, acının siyahına kesmiş bir uzun hava; Diyarbekir Dolar Şimdi.
Kement Attın Koydun Beni Tuzağa, bir imkânsız aşkın öyküsü. Bu topraklar böylesi sevdaları besler yüzyıllardan beri: Ne çok hikâye anlatılır bu düzde imkânsız sevdalar üstüne. Ne hazin sonlar var, âşıklar anlatır anlatır da bitiremezler. Ne çok destanlar yazılmış, anlatılmış, ne çok? Yakup, bir sevdaya tutulur ki, kız, kentte genelev işleten Sarı Kız'ın gözünün bebeği gibi bakıp on yedi yıl herkesten gizlediği kızıdır ne yazık ki. Yâr etmez kızını Yakup'a. Sevdalı genç, uzun hava ezgisine verir yüreğinin ateşini. Halk hikâyelerinde de bir sırrın ortaya çıkması iyiye yorulmaz. Karşılıksızdır sevdalar; kavuşulmazdır. Pamuk işçisi Yakup, aşk tuzağına düşmüştür, tek çaresi emeğine sımsıkı sarılmaktır.
Yeşil Kurbağalar, uzun havanın özünü taşıyor ama pastoral bir senfoni gibi de okunabilir. Doğanın güzelliği ve onun inanılmaz gücü karşısında insanın durumu anlatılırken eşyalara ve doğal varlıklara kişilik kazandırılarak bir masal tadı yaratılmış. Bu masal atmosferinde ironinin de boy gösterdiği görülüyor: En çok da tufandan canını kurtaran şaraplar sevinç içindeymiş; yine şıkır şıkır seslerle, kelebeklere, börtü böceğe, bin bir seslerle şarkılar söyleyen kuşlara eşlik etmekteymişler. Bu öyküde içten içe yaşanan bir aşk yer almakta.
Kitaba adını veren öyküde, kızın adı Şiraze'dir. Askere giden ağabeyini uğurlamaya gelen genç, bir anda vurulur ona. Burada Şiraze'nin yıllar önce ölmüş teyzesi önemli bir kişi olarak yer alıyor. Ölümüne sebep, kara sevdadır. Sevdiği ise Şiraze'ye âşık olan gencin babasıdır. Bu hazin öykü nedeniyle anne istemez bu aşkı; sonundan korkar. Şiraze, vazgeçmek zorunda kalır; gencin de dengeleri bozulmuştur: Öyle umutsuz, öyle solgun bakıyordu ki, bir çivi saplanmış gibi sancıdı yüreği. Ona baktı ve 'Gönlümün şirazesi bozuldu Şiraze! dedi. Kız, sanki bu sözü duydu, geriye çekildi, pencere boş kaldı.
Baba Bugün Daldalandım, kimsesizlik, gurbet, yalnızlık üzerine hüzünlü bir öykü. Bir insana sığındım, bir kimsem oldu anlamına geliyor uzun havada; baba bugün daldalandım. İstanbul'da önce inşaat işçisi olarak çalışan gencin garsonluk serüveni, gazino, ünlüler, parlak ve renkli yaşamlara dışarıdan, yoksul bir bakış? Anlatıcının anlatısı içinde sürüp giden metinler? Burada da bir zor sevda yer almakta. Uzaktan uzağa yaşanan.
Kelkit'in Altı Bağlar'da Fahriye abla şiirine söylemsel ve örtük göndermeler yapılıyor. Öykü kahramanı genç çocuk, düğününde komşusu Semiha Ablası'na cümbüş çalar. Çocuğun asıl ablası ise birilerine gizliden sevdalanır sürekli. Onunki aşka âşık olma durumudur: Annem bilmiyor ablamın sevgi sevdiğini. Evet,annem âşıklara böyle der: sevgi sevmiş. Aklı başında değil. Su Da Yandı öyküsü de bir başka kara sevda durumu: Kız görmeye gittiğinde, gelenek icabı eline ibrikle su döken kıza o anda âşık olur genç. Tek kızlarını vermezler ona.Kalbime ateş düştü/ İçinde yâr da yandı/ Su serptim ateş sönsün/ Serptiğim su da yandı uzun havası bir gerçek olarak yaşanır böylece. Köroğlu'ndan, Emrah'tan söz edilmesi manidardır. Ela Geyik Gibi Boynun Sallarsın'da yaşlı adam ve genç karısının şirazesi bozulmuş ilişkileri dillendiriliyor. Ehmedo Lo öyküsü, içerdiği kara mizahla, trajik unsurlarla kitabın en çarpıcı öykülerinden. Oğlunun kanlı gömleğinin kefenine örtülmesini vasiyet eden acılı annenin ölümü, ardından babanın soyadını değiştirmeye karar vermesini buruk bir gülümsemeyle ve yüreğimizde ince bir sızıyla okuyoruz. Kara sevdalar kadar kara mizahın da beşiği olan sancılı bir ülkede yaşadığımızı düşünüyoruz ister istemez?
Gönlümün Şirazesi Bozuldu, bu toprağın insanlarının yüzyıllar boyunca içselleştirdiği sevda anlayışına, kültürüne, diline, geleneklerine yeniden odaklanmanızı sağlayacak, sağlam kurgusu, farklı bakış açısı ve akıcı diliyle dikkati çeken öykülerden oluşan bir yapıt. Okuduktan sonra, uzun havaları daha dikkatle, içlerinde gizli kalan öyküyü bulmaya çalışarak dinleyeceksiniz?

Hülya SOYŞEKERCİ
hulyasoysekerci@yahoo.com

25.04.2008 Radikal Kitap, s.16

Alıntı

Yazarın önsözünden:

Bir 25 Mayıs günü defterimin bir sayfasından başladım, ilk öyküyü yazmaya koyuldum. Son ve dokuzuncu öyküyü de yazıp bitirdiğimde tarih 11 Haziran'dı. O güne kadar yazmak isteyip de ertelediğim öyküler böylece kısa bir zamanda yazılmıştı. Tabii bunlar, ilk yazılışları, ham haliydi; trans halinde, coşkuyla yazılmıştı. Sonra bugüne kadar, bu öykülerle boğuşup durdum. İtiraf ediyorum, birçoğunda gözyaşlarımı tutamadım.


Gönlümün Şirazesi Bozuldu Hakkında

Daha önce Şerul'da Beklemek, Orada Yollarda adlı kitaplarını yayınladığımız Hasan Özkılıç, sıradan insanların yaşamını son derece içten ve yalın bir dille anlatıyor. Edebiyatımızın gerçekçi ve insancıl geleneğine bağlanan öyküleriyle Özkılıç bir kez daha okur karşısında. Gönlümün Şirazesi Bozuldu, hem ortaya çıkış serüveni, hem de sinemamızın ilgisini daha yayınlanmadan çekmesi nedeniyle çok ses getireceğe benziyor.

(Can Yayınları arka kapak)



İçeriği en son düzenleyen editör: Hülya Soyşekerci

Bu kitap toplam 3 okurun kitaplığında bulunmaktadır.


Henüz yorum yazılmamış.


Yorum eklemek için kayıt olunuz.