Ödünç Zamanlar
Editörün Yorumu
Suna Güler, bu ilk öykü kitabında insan hallerini etkili bir biçimde dile getiriyor ve kısa öykünün ilginç örneklerini sergiliyor.
Hülya Soyşekerci
Ödünç Zamanlar Hakkında
Ödünç Zamanlar Hakkında
Zübeyde Seven Turan'ın kitap hakkındaki yorumu:
ÖDÜNÇ ZAMANLAR HAKKINDA
Zamana takılmış biri olarak, yapıtın adını sevdiğimi, söylemekle başlamalıyım. Öykü adları genellikle içeriğin belirleyici gibidir. Bu yapıt için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Bir yanıltmaca gibi duruyorlar metnin önünde. Yazarın amaçladığı bu mu, yoksa bu bir rastlantı mı henüz bilmiyorum.
Öyküler boyunca aynı hızla yol alıyor yazar. Ne yükseliyor sesi, ne de kısılıyor. Kendinden emin, duraksamadan hem yürüyor hem konuşuyor; hem koşuyor hem konuşuyor.. Hızını ayak seslerinden anlasanız da, bir sese dönüştüremiyorsunuz sözcükleri?
Yazmasam çıldıracaktım, diyen Sait Faik'e taşıdı beni. Suna Güler öyküleriyle tutunuyor yaşama. Öyküyle direniyor, öyküyle soluklanıyor. Kimi enine boyuna dolar da insan, biriyle konuşma gereksinmesi duyar. Konuşmazsa çatlayacaktır. Çatlamaktansa yazıyor Suna Güler. Öyle bir kişiyle paylaşmayla yetinilecek gibi de değil düşleyip yazdıkları. Bundandır Ödünç Zamanlar şemsiyesi altından göz kırpıyor okuruna.
Adresini öğrenerek çeviriyorum sayfaları. Adres tanımlamasından, özgeçmişine değin hiçbirinde perde kullanmıyor. Örtülemiyor aynaya yansımasını. Ondandır öğrenimini yarıda bıraktırılıp evlendirildiğini paylaşması?
Adres: Ipıssız bir vadinin iki ucuna iki kapı takmışlar; biri giriş, biri çıkış. Orada yaşıyorum. Demesinde ki içtenlik belirliyor söz ettiklerimi.
Tüm öykülerinde güçlü betimlemelerle beliyor anlatıyı? Kalemi kısa öyküyle barışık. Buna kısa öykülerin tümünü örnekleyebilsem de, Diyalog öyküsündeki hüzne dolanmış ironik söylemin altını çizmeden geçemeyeceğim.
Öykülerinin tamamına yakınında ben ya da ötekini imleyerek kadın sorunsalının altını çiziyor kalın çizgilerle. Benden yola çıkarak bize ulaşıyor. Bir, iki bilemediniz üç tümcelik kısa öykü denemeleri de oldukça başarılı. Sözü dahası tümceyi kısaltarak anlamı çoğaltmayı başarıyor. Buna bir örnek vermeliyim.
NOSTALJİ: Eskiden kafam, gövdem, kollarım, bacaklarım bir de sesim vardı. Artık kocamın sağ koluyum. Öyküsünde, ülkemizde ve dünyanın birçok ülkesinde birey olma savaşımındaki kadının sesinin kısılma nedenlerine doğrudan taşımıyor mu okuru?
Kalaşnikoflu Kız, öyküsünde kadın militanların belleğine çekiyor bizi. Duruşundaki kararlılığı ayrıştırıyor kadınca sezgileriyle.
Mahalle aralarındaki sıradan insanların sıradan hallerine dönüyor yüzünü. Sözcüklerin üstünü örtme gereği duymuyor. Bu ondaki doğallığı besliyor.
Kahverengi Saltanatı, öyküsünde kahramanın yaşam karşısında ikilemelerini yine söz oyunlarıyla çoğaltıyor. Lâmba ışığından akşam olduğunu anladı., Kadının topukları zeminle flört ediyordu.
Kimi öykülerin altında yazılma tarihleri var, kiminde yok. Şiirde bu tarihlerin şiiri eksilttiği söylenir. Öykü için ne demeli bilemedim. Bunun yorumunu usta öykücülere bırakmayı yeğliyorum.
Pergel takımı öyküsü en doğal öykülerden görünse de birçok duygu yoğunluğunu barındırıyor içinde. Sevap için bir şeyi yapanların gösteriye dönüştürdükleri davranışları; insanın insandan ürkmesine neden olan konuların küçük bir kızın belleğinde bilinmedik bir korkuya dönüşmesini izliyoruz.
Başka öykülerinde de olduğu gibi, Sıradan Yanılgılar, öyküsünde yazarın konuların içine çokça girmesine tanık oluyoruz. Buna karşın, Tanrım erkekleri granitten mi yaratıyorsun? tepkisindeki on ikiden vurmayı bir o denli de doğallığı yoksamamalıyım. Ah bir öğretmen olsaydım, müfredatla sınırlar mıydım öğretilerimi? Önce onuru anlatmaz mıydım? sorgulamasıyla güçlü bir gönderme yapıyor kuralları koyanlara?
Adını kendinden çok beğendiğim öykü, Ödünç Zamanlar. Bu öyküden ben de kalanlar; Ölümün karşısında çaresiz kalmayacak öfke,, Avını tutan kedi hınzırlığında gözleri,, kaderin ipleri onda, gibi derinliği olan söylemlerle ve göndermelerle besliyor anlamı.
Parça Pizza, öyküsünü de okuduğum da Suna Güler'in her şeyden önce çok iyi bir gözlemci olduğunu düşündüm. Yerdense durumların fotoğrafını çekiyor önce. İnsanlık hallerinin birinden diğerine atlarken okuru da ardından sürüklüyor. Zaman kaygısı, dil kaygısından daha fazla. Sözcük savrukluğu yok diyebilirim. Bu konuda alabildiğine tutumlu olmasına karşın ironik söylemlerin ardına düşüyor sıkça. Bilinçli irdelemelere çekiyor okuru.
Bu öyküde, hiçbirini ayırmadan olaylara ve insanlara aynı yargılamayla yaklaşan adamın kimliğinde erkek soyuna güçlü bir gönderme yapıyor.
Metinlerin çoğunda boşluklar bırakıyor yazar. İyi de ediyor. Okur doldursun, düşüncesi yansıyor tümceler arasından.
SANAL KURTULUŞLAR, öyküsünde aynaya bakıyor Sevgili Güler. Hem de boy aynasına? Kimi tüm örtüleri kaldırıyor üzerinden; kimi yeni çukurlara düşüyor bilinçsizce. Hep kalkıyor, kalkmayı başarıyor düştüğü yerden; böylelikle direncini sınıyor bıkıp usanmadan. Alacakaranlıkta el yordamıyla koşuyor koşuyor. Ona kimse inansın ya da inanmasın umursamıyor. O kendine inanıyor. Bu inançla dayandığı duvarlar yıkılıyor, setler devriliyor. Hemen ardından ışıyor ortalık. Kendisi olmaya koşuyor kadın? Çalınan kimliğini geri almaya koşuyor.
Geleneklerin, göreneklerin, dahası kadının gücünü eksilten tabuların ağırlığından sıyrılmaya koşuyor. (Bu öykü savur Saç. Ege. yapıtına çok yakışırdı, diye düşündüm)
YOSUNLARDAN UMUT DERMEK, öyküsünde tutunuyor Suna Güler. Düşmesini bekleyenlere inat tutunuyor. Elinde kalemi, omuzlarında ağırlığı yaşamın? Çala kalem yazmaya çizmeye bile var?
Bu düzende insanların hamam böceğine dönüştürüldüğü, ışıktan korkutulduğu bu dönemde masalcılık niye? sorusunun karşısına dikilerek tutunuyor.
Ondandır yazarın özgeçmişi bellediğim, bu öyküyü? Ondandır gördüğünü yansıtan büyüteçsiz bir ayna duruşunda oluşu Ödünç Zamanlar, yapıtının.
Görünen, görünmeyen bütün çukurlara düşe çıka derliyor Suna Güler Ödünç Zamanlar demetini? Bir kez çıktı mı yazın yolculuğuna soluklanmak yok artık! Yeni bir öykü demetini oluşturduğu çalınmıştı kulağıma. Onları da okumak istediğini içimdeki çocuğun bildirmeliyim. Kalemine güç diliyorum.
Yeni öykülerde, yeni yansımalarda buluşabilmek dileğimle?
Umutla?
Zübeyde Seven Turan
seventuran@mynet.com
İçeriği en son düzenleyen editör: Hülya Soyşekerci
Henüz yorum yazılmamış.