Sandık Lekesi
Alıntı
KIŞLANGIÇ
1980 yılında,
BUGÜN, gayet iyi anladım. Kışlangıç'ı hiçbir zaman yazamayacağım. İki yıldır uğraştığım bu sözcük, gün geçtikçe çekiciliğini kaybetti. Sevimsiz bir pop şarkısı gibi takıldı dilime. Öykünün, bana değil, 'bize' ait olduğu duygusundan kurtulamadığımdan mı ne, bir türlü Kışlangıç'la baş başa kalamadım. Tam iki yıl oldu. Yazarken, mızmızlanmakla hüzünlenmek arasında gidip geldim, bilgisayarın önüne oturdum, kalktım, evde dolaştım, oturdum, o bir tek cümleyi aradım durdum. Anladım ki, bize ait olduğuna inandığım Kışlangıç'ın öyküsünü, bizden biri yazamayacak. Bizden biri derken, düpedüz, içimizden birinin o kırlangıçla karşılaşmasını anlatmasını istiyorum. Bazıları, doksanlı yılların genç yazarlarını kastettiğimi sanabilir. Gerçi bu 'genç' kavramı, herkese göre değişiyor. Kimine göre, ilk kitabı çıkan yazarlar, kimine göre yaşı küçük olanlar, kimine göre ise, eserleri hâlâ okunan yazarlar, 'genç yazar' oluyor. Sanırım ben, ilk kitabı çıkan yazarlar arasına giriyorum. Çok da umurumda değil ya! Yazı ile zaman arasında atan ortak nabza kulak asmayanlar düşünsün. Bu arada küçük bir anımsatma: Yazın hayatı, göz atanların değil, okuyanların fikirlerine kulak asıyor...
Yazmak için, yazamadığın metinle vedalaşmayı bilmek gerekir, derler. Nasıl olsa, o öykü, üç beş yıl sonra gene gelir, uyandırır gece yarısı. Bir duygu kırıntısı olmaktan kurtulmuş, kanlanıp canlanmıştır. Saçları uzamış, yüzüne kan gelmiştir, uzanınca dokunacak kadar yaklaşmıştır. Çok sürmez, en fazla bir haftada bir öykü olarak çıkar ortaya. Ama böyle olmayacak biliyorum. Ben bu 'kırlangıç' fikrine ümitsizlikle bağlıyım. Yazamayacağım öyküyü, neden yazamadığımı yazarak, derdimi anlatabilirim. İnat mı? Bir kuşu avuçlarınıza aldınız mı hiç? Onun göğsünü, kendi göğsünüz sanırsınız. Uçup gitmesine razı olamazsınız, yüreğiniz dışarı çıkacak diye korkarsınız. Bir avuç hayatı için, yaşamın, kutsal pırıltısını size kaptırmamak adına, beceriksiz kısa bacaklarıyla nasıl da direnir. Sizi şaşırtan bir güç vardır kanatlarında, sıkmakla, bırakmak arasında gidip gelirsiniz. Uçup gittiği an, özgürlükle kaçışın aynı anlama geldiğini hissedersiniz. Bir sahibin övüngenliğiyle gülümsersiniz, ona, her şeyini geri verdiğinizi düşünerek ağzınız iki yana yayılır. O kaybolana kadar, gözlerinizi ondan ayırmazsınız. Kaybetme duygusunun kısa süreli burukluğu, yerini, kıskançlığa bırakır. O sırada ne olmak istersiniz... kuş mu, onu sıkan el mi? ...Sandık Lekesi Hakkında
Sandık Lekesi, yazarın ikinci öykü kitabı. Can Yayınlarından çıkan bu kitap, daha sonra Doğan Kitap tarafından yayımlandı.
Sandık Lekesi Ödülleri
Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü - 2000
İçeriği en son düzenleyen editör: A. G.
Henüz yorum yazılmamış.
Yorum eklemek için
kayıt olunuz.