Nâzım Hikmet Ran
Özgeçmişi
Bahriye Mektebi'ni bitirdi (1919), Hamidiye Kruvazörü'ne stajyer bahriye subayı olarak atandı. 1920'de sağlık kurulu kararıyla askerlikten çıkartıldı. Ocak 1921'de Milli Mücadele'ye katılmak üzere Anadolu'ya geçti. Cepheye gönderilmedi, bir süre Bolu'da öğretmenlik yaptıktan sonra Eylül 1921'de Batum üzerinden Moskova'ya gitti, Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi'nde (KUTV) okudu. 1924'de Türkiye'ye döndü, bir yıl sonra yeniden Moskova'ya gitti, 1928'e kadar kaldı. 1928'de döndüğünde bir süre tutuklu kaldı. Şiirleri ile ilgili açılan pek çok davada beraat eden Nâzım Hikmet, 1933'den başlayarak, 1938'e kadar gizli örgüt kurmak suçlarından tutuklandıktan sonra, bu tarihte orduyu ve donanmayı isyana teşvik suçlarından tutuklandı ve toplam 28 yıl 4 ay hapis cezasına mahkûm edildi. 14 Temmuz 1950'de çıkan Genel Af Yasası'ndan yararlanarak, 15 Temmuz'da serbest bırakıldı. Yasal olarak yükümlülüğü olmamasına karşın, askerliğine karar alınmasını hayatına yönelik bir tehdit gördüğü için 17 Haziran 1951'de İstanbul'dan ayrıldı, Romanya üzerinden Moskova'ya gitti. 25 Temmuz 1951 tarihinde, Bakanlar Kurulu kararıyla Türk vatandaşlığından çıkartıldı. Ölümüne kadar pek çok ülkeye seyahatler yaptı, konferanslar verdi, şiirlerini okudu. Moskova'da Novodeviçiy Mezarlığı'nda gömülüdür. Şiir yazmaya 1914'de başlayan Nâzım Hikmet'in ilk şiiri, Mehmed Nâzım imzasıyla (Hâlâ Servilerde Ağlıyorlar mı) 3 Ekim 1918'de Yeni Mecmua'da yayımlandı. 1921 - 1924 yılları arasında Moskova'da öğrenim görürken tanıştığı Rus fütüristleri ve konstrüktivistlerinden esinlenerek, klasik şiir kalıplarından sıyrılmış, özgür, yeni bir şiir dili ve biçimi geliştirmeye başladı. Bu ilk çalışmalarından bazıları Aydınlık dergisinde yayımlandı. İlk şiir kitabı, Güneşi İçenlerin Türküsü 1928'de Bakû'da yayımlandı. 1929'da İstanbul'da basılan 835 Satır, edebiyat çevrelerinde geniş bir yankı uyandırdı. Zamanla, tam anlamıyla klasik de denilemeyecek ama biçimsel bakımdan daha az deneysel bir şiir dili geliştirdi. Halk şiirinin de Doğu şiirinin de çağdaş bir şiirden ödün vermeden nasıl kullanılacağını gösterdi. Edebiyatın yanısıra, tiyatro ve sinema da Nâzım Hikmet'in ilgi alanına girmiştir. Moskova'da bulunduğu yıllar, bu iki sanat türünde Rusların öncülük ettiği çağa uygun düşmektedir. Pek çok filmin senaryolarını yazdı, çekimlerinde katkıda bulundu. Gazete yazıları, romanları, öyküleri, çevirileri de olan Nâzım Hikmet'in yapıtları, 1938'den 1965 yılına dek Türkiye'de yasaklandı. 1965'den başlayarak, çeşitli basımları yapılan yapıtları, bütün yapıtları kapsamında, bir araya getirildi.
Nâzım Hikmet Ran KitaplarıNâzım Hikmet Ran Tüm Eserleri835 Satır
Jokond ile Si-Ya-U
Varan 3
1+1=1
Sesini Kaybeden Şehir
Benerci Kendini Niçin Öldürdü
Gece Gelen Telgraf
Portreler
Taranta Babu'ya Mektuplar
Kurtuluş Savaşı Destanı
Saat 21-22 Şiirleri
Şu 1941 Yılında
Memleketimden İnsan Manzaraları
Rubailer
Dört Hapishaneden
Yeni Şiirler
İlk Şiirleri
Son Şiirleri
Yatar Bursa Kalesinde
Kan Konuşmaz
Yeşil Elmalar
Yaşamak Güzel Şey be Kardeşim
Hikâyeler
Çeviri Hikâyeler
Kafatası
Bir Ölü Evi Yahut Merhumun Hanesi
Unutulan Adam
İnek
Ferhat ile Şirin
Enayi
Sabahat
Yusuf ile Menofis
İvan İvanoviç Var mıydı, Yok muydu
Kemal Tahir'e Hapishaneden Mektuplar
Cezaevinden Memet Fuat'a Mektuplar
Bursa Cezaevinden Vâ-Nû'lara Mektuplar
Nâzım'ın Bilinmeyen Mektupları
Pirâye'ye Mektuplar
La Fontaine'den Masallar
Sevdalı Bulut